Follow us on Twitter
Arama
İçerik Rehberi

Anketler
İnternete en çok nereden bağlanıyorsunuz?
 
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 160 konuk çevrimiçi
Ziyaretçi Sayacı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün80
mod_vvisit_counterDün2008
mod_vvisit_counterBu Hafta3877
mod_vvisit_counterBu Ay29432
mod_vvisit_counterTümü1068415

Biz Erzurum’da Otuzüç Kişiydik Hikayesi

"Biz Erzurum’da Otuzüç Kişiydik" Hikayesi

Yıl 25 kasım 1925. Şapka Kanunu çıkarılır. Dini kıyafet yasaklanır. Millet tepkilidir. Erzurum'da vilayet binası önünde eylem yapılır. Halk Jandarma zoruyla dağıtılır. Ardından sıkıyönetim ilan edilir ve Erzurum İstiklal Mahkemesi kurulur.

Mahkeme 33 Erzurum'luyu idam eder!

Cumhuriyetin kurucu kadroları toplumsal değişim için öngördükleri değişimlerden biri olan Şapka Kanunu çıkarırlar. 25 Kasım 1925'te şapka giyilmesi hakkındaki kanun çıkarılıp, dini ifade eden giysilerle sokakta gezilmesi yasaklandı. Çıkarılan kanun «Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri ile genel, özel ve bölgesel idarelere ve bütün kuruluşlara bağlı me­murlar ve müstahdemler Türk milletinin giymiş olduğu şapkayı giymek zorundadır. Türkiye halkının da genel başlığı şapka olup buna aykırı bir alışkanlığın sürdürül­mesini hükümet yasaklar.» diyordu. Kanunun TBMM tarafından kabul edilişi ile birlikte halk içinden açık veya kapalı tepkiler yükselir. Halk kendini aşağılayan bu karara karşı sivil diliyle muhalefet eder. Ancak bu sivil duruş bile en ağır cevap ile karşılanmaktan geri kalmaz: “Çarşıda kapatılan dükkânların kepenk sesleri… Heye­canlı bir kalabalık… Kalabalık Vilâyet binasının önünde…
Sesler: -Şapkayı istemiyoruz! Gâvur kılığına giremeyiz!
Kalabalık süngülü jandarma zoruyla dağıtılıyor. Erzu­rum’da Sıkı Yönetim… İstiklâl Mahkemesi… Başta Gâvur İmam lâkaplı bir hoca ile Hoca Osman isimli bir din adamı, aralarında da bir kadın, sehpada 33 ceset…”(Necip Fazıl Kısakürek - Son Devrin Din Mazlumları Sahife: 80-84)

 

Biri kadın olmak üzere 33 insan darağaçlarında sallandırılır. Öldürerek var etme geleneği bu toprakların değişmeyen kaderi… Ölenlerin ne için ve nasıl öldürüldükleri bahis konusu bile edilmez. Onlar tarih sayfaları için rakamsal bir değerden başka bir anlam ifade etmezler.

“Kar Palandökenin börkü
Bundan gayrısını giymedik
Giymeyeceğiz dedik
Ve bu söz üzre başımızı göğe, sakalımızı yere
Boynumuzu ipe verdik
Biz Erzurum’da otuzüç kişiydik” (Erzurum /Arif Ay)

Kıyafetin değişiminden bir medeniyet ufku arayanlar halen umutlarını kaybetmediler. Bir halk sürgünlük içinde…Yıllarca bu gariban müslüman millete zulmü reva görenler aslında hiç bir zaman bu milletin evlatları değildi. Yıllar sonra şapka giydirmekten vazgeçtiler ama giyim tasarımları yapmaktan vazgeçmediler. Kadınların başından örtülerini çıkartmak için ikna odaları kuruldu, sınıflardan yaka-paça dışarı atıldılar, okul kapılarından uzaklaştırıldılar, okullarını sürgünde bitirmek zorunda bırakıldılar, bir yere gidemeyenler bir gün yasağın kalkması umuduyla yeni günlere uyandılar, her gün çalıştığı kamu kurumunun kapısından girerken bir hoyratça uzanıp başlarından örtüyü almaktaydı. Ta ki bir devrin batışına kadar. Artık Yeni Türkiye ile birlikte milletine düşman olan bir devlet yok. Millet için devlet anlayışı var. 

  Dim lights Embed Embed this video on your site

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile